Hayatımın yarısı tribünlerde, o kendine has dünyanın içinde geçti desem herhalde kimse “mübalağa yapıyorsun” demez.
Dışarıdan bakıldığında tribün sadece bir uğultu, bazen de yükselen bir öfke seli gibi görünebilir. Ama o kalabalığın içine girdiğinizde, hele ki benim gibi elinizde kamerayla o seslere mecburen kulak verdiğinizde, her maçın sahada değil tribünde yazılan ayrı bir senaryosu olduğunu anlıyorsunuz.
Amcaların Espri Bombardımanı
Tribünlerin olmazsa olmazı, yaşını başını almış ama içindeki çocuğu hiç susturmamış “Espri Üstadı Amcalarımız”dır. O espri asla kısık sesle yapılmaz; tüm tribün duyacak, o kahkaha yükselecek! Eğer bir kez o beklenen kahkahayı alırlarsa yandınız… Maçın skorundan bağımsız olarak, 90 dakika boyunca üzerinize espri yağacak demektir. Sahadaki hakemden taç çizgisine kadar her şey o amcaların mizah radarına takılır.
“Dışarıdan Ronaldo, İçeriden…”
Bir de o meşhur gençlerimiz var. Sahaya çıksa iki pası üst üste yapamaz, nefesi 10. dakikada kesilir ama tribüne çıktığı an bir anda Pep Guardiola kesilir. Taktik verir, “Oraya mı atılır be kardeşim!” diye feryat eder, yeri gelir Cristiano Ronaldo edasıyla tribünden sahayı yönetmeye kalkar. Onlar için futbol, sahadayken zor, tribündeyken dünyanın en basit oyunudur.
Saha ve Tribün Arasındaki “Ebedi” Diyalog
Amatör futbolun en samimi yanı, sahayla tribünün iç içe olmasıdır. Tribünden bir laf atılır; eğer sahadaki gençse boynunu büker, hafifçe gülümser geçer. Ama sahadaki “veteran” dediğimiz tecrübeli bir isimse, topu ayağından çıkarmadan lafı yapıştırır. O an maç durur, sahayla tribün arasında kısa bir tiyatro başlar. Futbolun sadece fiziksel değil, aynı zamanda bir söz sanatı olduğunu o an anlarsınız.
Ve Anneler…
Tribünün en sahici, en titreyen sesidir kadınlar. Genelde bir futbolcu annesidir o. Oğlu bir ikili mücadelede yerde kalsa, tribünden yükselen o “Eyvah eyvah!” sesi maçın tüm gürültüsünü bastırır. Onun için sahadaki 22 kişi değil, sadece kendi yavrusu vardır. O tiz telaş, bazen en sert tribünleri bile yumuşatır, insan olduğumuzu hatırlatır.
İşte dostlar, “Tribünden Gelen Sesler” aslında hayatın ta kendisidir. İçinde neşe, hırs, telaş ve bolca samimiyet barındırır. Küfür belki bir anlık öfkedir ama o espriler, o anne telaşı ve sahayla kurulan o bağ kalıcı olandır.
Bir dahaki maça gittiğinizde sadece topu izlemeyin; yanınızdakine, arkasındakine, o bağıran amcaya kulak verin. Çünkü asıl maç, o seslerin arasında oynanıyor.