KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESİYORUZ

Çakır, köylerde yaptığı konuşmasında özetle şunları söyledi:“1950’de, Adnan Menderes milletin oylarıyla tek başına iktidara geldi. 10 sene bu millete hizmet ettikten sonra, halkın görüşü sorulmadan, halkın ne düşündüğüne bakılmadan görevden uzaklaştırıldı ve idam edildi. Yetmedi, 1971 yılında bir Askeri Muhtıra daha yedik. 1980’lere gelirken kardeşi kardeşe düşürmek suretiyle darbeye zemin hazırlayıp 1980’de bir Askeri Darbe daha yedik. Ardından 1982’de bir Anayasa değişikliği yapıldı. Tabii darbecilerin çıkardığı Anayasalar, hep darbecileri korumayla sınırlı kalmıştır. Darbeciler sorgulanamaz, darbeciler yargılanamaz anlamında koruyucu yasalar çıkarmışlardır. Türkiye, 1982’den bu yana halen daha sivil ve demokratik Anayasasını yapamamıştır. Geldik 28 Şubat 1997’ye. O dönemler, faiz lobilerinin devlet bankalarından teşvik adı altında yüzde 20 ile para alıp devletin diğer kurumuna yüzde 120 ile faize para verdiği dönemlerdi. O dönemin Başbakanı Sayın Necmettin Erbakan havuz sistemini oluşturup, kamunun paraya ve faize olan ihtiyacını giderip kamunun para fazlası olan bankaya yatırmak yerine lazım olan kamuya uygun tarifeden vermesiyle birlikte faiz lobilerinin hortumları kesilmiş oldu. Bunların kışkırttığı askeriye içindeki darbe yanlıları ve medyanın da gazlamasıyla bir post modern darbeyle karşılaştık. Ne dediler? İrtica geliyor. O gün bunu algılayamayanlar, bugün baktığınız zaman fotoğraf çok daha net görülüyor. 

KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESİYORUZ

2002’de AK Parti iktidara geldi, krizlerle boğuşan Türkiye’de nefes almaya çalıştık. Sağlık alanında Devlet Hastaneleri ile SSK Hastanelerini birleştireceğiz, herkes eşit sağlık hizmeti alacak dedik. Ayağa kalktılar, bugün hayır diyenler o gün de hayır dediler. Bunlar zaten bu devletin, milletin yararına ne yapılsa hep hayır dediler. Hastaneleri birleştirdik. Sağlık sistemi çöker dediler. Çöktü mü? Çökmedi, hamdolsun dörtdörtlük gidiyor.  Eskiden IMF geliyordu, Başbakanlarımıza ayar veriyordu. Borç alan, emir alır. Mecburen tamam diyordu. Şimdi IMF Başkanının adını bilen var mı? Allah’a hamdolsun IMF’nin parasını verdik, ülkemizden gönderdik. Artık özgürüz. Ama az ama çok kime ne vereceksek kendimiz belirliyoruz, kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz. Milli ordu, güçlü ordu, güçlü Türkiye diyorduk. Bir insansız hava aracımız yoktu, Amerika’dan, İsrail’den istihbarat desteği bekliyorduk. Siz bakın orada terörist var mı diyorduk. Varsa yok dediler, yoksa var dediler, gittik boş dağlara taşlara bombaları attık, hem ekonomik anlamda paralarımız gitti hem de terörün belini kıramadık. 30 bin şehit verdik. Doğuda karakollarımız vardı, bir saldırıda delik deşik olurlardı. Her saldırıda 30-40 şehit verdiğimiz AK tütün karakolunu hatırlıyoruz. Ama bugün ekonomik durumumuz iyi olunca kale kollar yaptık, hepsi savunmalı. Şimdi hiçbir kale kolumuza saldıramıyorlar. İnsansız hava aracımızı yaptık, artık İsrail sen bizim yerimize bak, ey Amerika sen bizim gözümüzle bak demiyoruz. Kendimiz bakıyoruz, bizim için tehdit oluşturduğu an gidip tepesine çöküyoruz. Dağlarda şuan gezemiyorlar, şehre inmeye kalktılar şehirlerde de hadlerini bildirdik, yurtdışına kaçmak zorunda kaldılar. Artık Türkiye başkalarının yazdığı senaryolarda figüranlık, yardımcı roller oynayacak bir ülke değil; kendi yazdığı senaryolarda başrol oynayacak bir Türkiye’dir Allah’a şükür.Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bize neyi getirecek? Örneğin bir köyde aynı yetkilere sahip iki Muhtar olsa, bir Muhtar aşağı mahalleye iş yapacak, diğeri diyecek ki benim hısım akraba yukarı tarafta önce yukarıyı yapalım. Biri parke yapalım, diğeri beton yapalım derse ne olur? Bunlar belki bir müddet iyi geçinirler ama 3 ay sonra birbirlerine girerler. Çift başlılık olan her yerde mutlaka restleşme olur. İşte o restleşme olduğu gün onu çözmek çok daha zor. Bugünden aynı Muhtar gibi, aynı Belediye Başkanlığı gibi kesintisiz 5 yıllığına, tek başına iş başına Cumhurbaşkanı getireceğiz. Hem de en az yüzde 50 artı 1 oy ile. Koalisyonlu dönemleri bir hatırlayalım. 1950’den bugüne 67 yıl geçti. Şu an görevde olan hükümet, 65. Hükümet. Bir hükümet ortalama 1 yıl 2 ay görev yapmış. 16 Nisan halk oylaması Türkiye’nin önündeki son virajdır. Bundan sonra koalisyonlar seçimden önce yapılacak. Göreceksiniz, eğer Cumhurbaşkanı sağcı ise yardımcılarından biri yada kabinesinde solcular da olacak. Artık tam anlamıyla bütünleşeceğiz. PKK’lıları çıkın, yüzde 50 oy almayı düşünen her Cumhurbaşkanı adayı halkın en az yüzde 90’ına hitap etmek zorundadır, onların duygu ve düşüncelerine, değer yargılarına değer vermek zorundadır.16 Nisan, bir Cumhurbaşkanı seçimi değildir; sistemin seçimidir. Hayır diyenlere sesleniyorum; siz de çalışın, bu milletten yüzde 50.1 oy alın, siz geçin başa. Geçemeyeceğinizi bugünden kabullenmişsiniz. Çünkü bu millete bugüne kadar hep tepeden bakmışsınız. Bundan dolayı yüzde 50.1 almaya cesaretleri yok, yürekleri yok. Bu bir yönetim sistemidir, bundan sonra koalisyonlar olmayacak. Sizlerden sandıklardan güçlü bir ‘Evet’ çıkararak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne sahip çıkmanızı istiyoruz.”

Share
#

SENDE YORUM YAZ

ümraniye escort bayan ümraniye escort göztepe escort kadıköy escort bayan kadıköy escort ataşehir escort bayan