Yine binlerce sene önceydi.
Yine katıldığım bir koçluk seminerinde,1966 Dünya Futbol Kupası Finalinde Almanya’yı 4-2 gibi “tartışmalı ancak tartışmasız” bir şekilde yenen İngiltere’nin o maçtaki “hat-trick” sahibi Geoff Hurst ile tanışma ve sohbet fırsatı bulmuştum.
O zamanlar İngiliz Milli Takımı senelerdir süregelen bir istikrarsızlık sürecini devam ettirmekte ve turnuvalarda pek önemli varlıklar da gösterememekteydi.
Tüm Medya, profesyonel çevrelerle beraber biz Yarı-profesyonel ve Amatörler de bunun sebeplerini aramaya ve tartışmaya katılıyor, cevabını bulduğumuzda, bu çözümlerin kendi takımlarımızda da geçerli olup olamayacağını konuşuyorduk.
İstikrarsızla geçen 60’lı yılların sonu ile tüm 70 ve hatta büyük ölçüde 80’li yılları da içine alan dönemi süresi boyunca İngiliz yorumcularının ağızlarından düşmeyen pişmanlığı şu idi;”Dünya Kupasını kazanmak bizim futbolumuz için belki de en kötü şey oldu!”
Yine bu yıllarda; İngilizlerin fiziken güçlü oyunları, teknik ve kabiliyete değil de sert müdahalelerle maç kazanmaları, rakibe top kaptırmanın pek o kadar önemli olmayıp kısa bir süre sonra onların da aynı kendi takımlarının yaptığı gibi top hakimiyetini kolayca terkedebileceğini, havadan ve uzun toplarla, bilhassa korner ve ceza vuruşları ile yüksekten atılan uzun mesafe pas ve ortalarla gole gidileceği felsefesini değiştirmenin hiç de kolay olmadığını da bu istikrarsızlığın sebepleri olarak görüyorlardı.
Bu faktörlere rağmen ülkede çok yetenekli ve akıllı futbolcular yetişmekte ve hatta bunlar Dünya çapında da tanınmaktaydılar…Bobby ve Jackie Charlton,Bobby Moore,Geoff Hutrst,Noby Stiles bunlardan sadece bir kaç tanesiydi, yine de 1970 Dünya Kupasından sonra açıkça ortaya çıkan ve 35 sene kadar devam eden istikrarsızlık herkesin gözleri önünde cereyan ediyordu.
Her ne kadar 90’lara doğru işler düzelmeye başladıysa da, Geoff`le görüştüğüm 1994 yılında işler hiç de iç açıcı değildi ve ben de bu konuda O`na su soruyu sormuştum;
“Geoff, İngilterenin durumunu biliyoruz, sana göre senelerdir süregelen bu durumun sebepleri nelerdir?”
Kendisi, gerçek profesyonelliği ve efendiliğinden hiç bir taviz vermeden tek bir kelime ile konuya açıklık getirdi “Takımda derinliğin olmaması!”….
“İngiltere kadrosu çok yetenekli 11 futbolcudan oluşuyor…ama…kulübedeki yedeklerle beraber tüm 22 kişilik kadro içinde bu 11 kişiden daha iyi olan hiç kimse olmadığı gibi, bunların seviyesine bile çıkamıyorlar.”
Bu ben ve benim gibilere çok kısa ancak bir o kadar da etkin bir ders olmuştu.
Kısacası ideal olarak şunu söylemek istiyordu ve teşhisi tamamıyla ve eksiksiz doğru ve gerçekçiydi; sadece kaliteli bir futbol takımı değil, mümkünse, aynı kulüp içinde aynı formaya sahip çıkabilecek rekabette olabilecek iki futbol takımı yaratılmalıydı.
Tabii ki her şeyde olduğu gibi bu tip detayları ve öngörüleri vermek, yapabilmekten çok daha kolaydır, her ne kadar profesyonel takımlarda bu bir dereceye kadar imkan dahilindeyse de, amatörler için hemen hemen imkansıza yakındır..
Ancak, bütün bunlara rağmen…
Madem demokrasilerde çare tükenmez, o zaman futbolda da bu böyle olmak zorundadır. Çünkü futbol demokrasinin tam yaşandığı bir spor dalı olup ; “iyi olan oynar” formülü de bu seçim hürriyetinin esasını oluşturur.
O zaman imkanları dar olan Amatör kulüpler ne yapabilir…?
1-Alt yapıya önem ve özen gösterirler ve genç oyuncuları en iyi şekilde geliştirirler.
2-”Eğer iyiyse, yası müsaittir” terimine uyup, genç oyuncuların yaşlarını her şeyin önüne bir engel olarak koymamalılar, tabi ki yas konusunda kanun çerçevesinde kalınarak bu yapılmalıdır.
3-11 Kişilik 2.bir takım yaratacak futbolcularınız yoksa şu hayatı pozisyonlara sahip çıkabilecek yetenekli yedek futbolcularınız mutlaka olmalı;
A; Kaleci,
B; En az bir tane Libero-iki tane ideal olur!
C; En az bir tane “ General “(orta saha ortası/Capa oyuncu)-yine
iki tane ideal olur.
D; Gerçek bir Santrafor. Her ne kadar artık santraforsuz oynamaya çalışılsa bile!
işte o zaman takımınızın OMURGASI SAĞLAM ŞEKİLDE KURULMUŞ OLACAKTIR.
Görevi yapabilecektir.
Yukarıdaki noktalara ciddiyetle eğilip çözümler üretilirse, tüm Amator futbol seviyesi çok uzun olmayan bir süre içinde çok daha kaliteli, etkin hale gelmekle kalmayacak aynı zamanda ülkenin üst sınıflarında ki takımlara da “Besleyici Takım “ görevini yerine getirebilecektir.
Şimdiden herkese bol şanslar ve başarılar.